Fizyoterapi ve Rehabilitasyon
Fizyoterapi ve rehabilitasyonu yalnızca manuel terapi uygulamalarından oluşan bir süreç olarak görmüyorum. Bir hasta kliniğe geldiğinde önce şikâyetini, hareket kapasitesini ve günlük yaşamda zorlandığı durumları dinliyorum. Bununla birlikte iyileşmeyi etkileyebilecek biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlere de bakıyorum çünkü ağrı ve hareket kaybı tek boyutlu bir hikâye değil. Muayenede ne bulduğuma göre eklem mobilizasyonu, yumuşak doku çalışması, nörodinamik uygulamalar, egzersiz ve hareket eğitimini farklı biçimlerde bir arada getiriyorum. Manuel terapiyi gerektiğinde kullanıyorum; ağrıyı azaltmak, hareketi kolaylaştırmak, kişinin aktif programa daha rahat katılmasını sağlamak için. Uzun vadeli hedef kişinin kendi hareket ve yüklenme kapasitesini geliştirerek günlük yaşamında bağımsız hâle gelmesi ile birlikte iyileşmede kalıcılığı sağlamaktır. Kliniğimde en çok bel, boyun, omuz ve diğer kas-iskelet sorunlarıyla başvuran kişilerle çalışıyorum. Bazen aynı MR bulgusuna sahip iki kişinin ağrı deneyimi, fonksiyon kaybı ve ihtiyaçları birbirinden tamamen farklı çıkıyor. Bu yüzden tedavi sürecini hastaya özel olarak planlıyorum, seans aralarındaki gelişmeleri değerlendiriyor ve tedaviyi buna göre düzenliyorum.
Kayropraktik Uzmanlığı
Fizyoterapi ve rehabilitasyon eğitimimin üzerine tamamladığım Türkiye’de ilk olan kayropraktik yüksek lisans derecemi ve ileri ortopedik manuel terapi bilgisini, klinik karar verme sürecimin bir parçası olarak kullanıyorum. Kayropraktik ile omurga, pelvis ve diğer eklemlerin hareket özellikleri daha ayrıntılı değerlendiriliyor. Uygun görülen durumlarda eklem mobilizasyonu ile spinal manipülasyon tekniklerini kullanıyorum. Bu teknikleri ne zaman, neden ve hangi dozda uygulanacağını belirleyen kapsamlı bir klinik muhakeme süreci var. Kayropraktik uygulamada önce tıbbi öyküyü alıyor, güvenlik taramasını tamamlıyorum. Uygun olmayan durumlarda farklı manuel teknikler, egzersiz veya aktif rehabilitasyon tercihim oluyor. Gerektiğinde önce tıbbi değerlendirmeye yönlendiriyorum. En sık başvurduğum tablolar bel, sırt ve boyun ağrıları, omurgadaki hareket kısıtlılıkları, boyunda kola veya bel bacağa yayılan ağrılar, servikojenik baş ağrıları, pelvis ve sakroiliak bölge problemleri, göğüs kafesi ve kaburga hareket kısıtlılıkları, omuz kuşağı hareketini etkileyen omurga ve kaburga kısıtlılıkları. Klinik pratiğimde kararı her zaman kişinin klinik tablosuna ve güvenlik değerlendirmesine göre veriyorum.
Ağrı Terapisi
Uzun süredir devam eden ağrılar çoğu zaman yalnızca doku hasarıyla açıklanamaz. Sinir sisteminin hassasiyeti, uyku, stres, hareket korkusu, kişinin ağrı hakkındaki düşünceleri, inançları ve geçmiş deneyimleri de tablonun parçası olabilir. Bunu göz ardı ederek sadece ağrıyan bölgeye odaklanmak, çoğu zaman yetersiz kalıyor. Bu nedenle kronik ağrıyı biyopsikososyal model çerçevesinde değerlendiriyorum. Sadece “ağrı nerede?” sorusunu sormuyorum; ağrının kişinin hareketini, uykusunu, işini, sosyal yaşamını ve kendine güvenini nasıl etkilediğine de bakıyorum. Süreçte ağrıyı artıran ve azaltan faktörleri belirliyorum, ciddi bir patoloji olup olmadığını tarıyorum, hareket kapasitesini ve sinir sistemi hassasiyetini değerlendiriyorum. Hareketle ilgili korkuları ve kaçınma davranışlarını ele alıyorum. Gerektiğinde manuel terapiyle hareketi kolaylaştırıyor, ardından kişiye uygun egzersiz ve kademeli yüklenme programı kuruyorum. Hastanın ağrısını daha iyi anlaması da bu sürecin ayrılmaz bir parçası. Kronik ağrıda hedefim sadece ağrı azaltmak değil. Ağrı terapisinde hedef, uzun süredir ağrı ile başa çıkmaya çalışan kişinin yeniden ağrısız hareket edebilmesi, günlük yaşamına dönebilmesi, bedenine güveninin artması ve ağrıyı yönetme konusunda daha bağımsız hâle gelmesidir.

